Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

12 Ekim 2014 Pazar

Tevârüd

Edebiyatta "Tevârüd" denen bir kavram var. Nedir tevârüd? Aynı çağda yaşayan ve birbirini hiç tanımayan iki yazarın, ya da iki şairin birbirinden habersiz benzer cümleler, dizeler yazmasına tevârüd deniyor.

Geçen hafta okuduğum kitaplardan biri de Mauruzio Maggiani'nin Çöl Kitabı'ydı. Maggiani 1951 doğumlu. Çöl Kitabını 1995'de yayımlamış. Kitabı okurken şöyle bir cümleye denk geldim. "Ağrıyan yerde hâlâ biraz hayat vardır." Bu muhteşem cümleyi okuduğumda kendi yazdığım ve başlığını "Derece: +40" koyduğum düzyazı şiirim geldi aklıma. "Ağrıyan yerde hâlâ biraz hayat vardır" cümlesinde "Tevârüd"e yakalanmıştım çünkü.

Ben de şöyle bir cümle kurmuştum "Derece: +40" da:

"Oysa acı umut kandilidir.
Acı; can çekişen, incinmiş ruhun hayata tutunma refleksidir."

Hafta sonu Maggiani'nin çok beğendiğim cümlesini Facebook sayfalarında paylaştım. Akabinde kendi yazdığım cümleleri de. Gelecek tepkileri ölçmek için yaptım bunu. Sonra baktım, Maggiani'nin cümlesini beğenen arkadaşlarımdan bazıları benim cümlemi görmezden gelmişler, ya da oradaki tevârüdü kavrayamamışlardı. 

Toplum olarak belirgin özelliğimizdir yabancı hayranlığı. Kimilerince cümlenin altında yabancı bir yazarın adının bulunması, o cümleyi beğenmek için yeterli bir referans olarak değerlendirilirken, yerli biri, içimizden biri, kendi halinde bir şeyler üretmeye çalışan biri yazmışsa benzer cümleleri, üzerinde durmaz, düşünmeden basıp geçeriz genellikle. Alışkanlığımızdır.

Bir de şiirde klişeden vazgeçmeyenler var. Kendi yazdığı şiirleri en mükemmel, en kusursuz şiir sananlar grubu. Bu arkadaşların ürettikleri metinlere bakıyorsunuz avara kasnak gibi hep aynı yerde dönüp duruyorlar. Dizelerinde klişeden öteye geçemiyorlar. Vatandaşın biri durum bilgisine şöyle bir şeyler yazmış örneğin. "Sonbahar yine hüzünle geldi, yapraklarını döktü ağaçlar" 

Beni etkilemiyor bu tarz dizeler. Klişe çünkü. Yeni değil. Ruha duyumsattığı yenilik yok. Okuyunca çarpmıyor insanı. Etkilemiyor. Çekmiyor içine. Düşündürtmüyor. Hem böyle dizeleri bizden önce yaşamış nice şairler yazmış ve tüketmişler. Sen yazacaksan ondan farklı yazacaksın arkadaş. Farkını ortaya böyle koyacaksın. Hüznü, özgürlüğü, aşkı mı yazacaksın, bildik sözcükleri alışılmadık bir sentaksla kurgulayarak sunacaksın okura. Ki okuyan (entelektüel, iyi şiiri bilen, hisseden okuru kastediyorum burada) çarpılsın. Vay be desin.

Kabul ediyorum. Zaman zaman biz de yazmışızdır böyle dizeler. Fakat belli bir noktadan sonra bu tarz dizeleri aşmak gerekiyor. Aşamadığın zaman gelişme kaydedemez, yerinde saymaya devam edersin. Yazdıklarını paylaşırsın, çevrendekiler okur beğenir, seni yüreklendirir, ruhunu okşayan "yüreğine sağlık" notlarıyla mutlu olursun belki ama bunların hiçbiri iyi şiir için geçerli ölçüler değildir bana göre.

Okunmak, takip edilmek, yazan herkesin beklentisidir. Yazdıklarımızı yayımlıyorsak okunsun, bilinsin, farkına varılsın diye yayımlıyoruz elbette. Geçmişte, üye olduğum ve şiir paylaşımı yapılan gruplardan birinde farklı bir isim denemiştim şiirleri paylaşırken. Bilinen şairlerden şiirler seçip yolluyordum gruba. Arada bir de Hanna Matsuri imzasıyla kendi yazdığım şiirlerden. Hanna Matsuri şiirlerine ara verince soranlar oluyordu. Japon şair Hanna Matsuri şiiri paylaşmıyorsunuz diyenler :-)

Böyle işte. Tevârüd'le başlayan yazı nerelere geldi.

İyi haftalar diliyorum tüm okurlara ve dostlara...

fy