Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

24 Mayıs 2016 Salı

Koza


sen eskimiş olmalısın artık
bütün kanlı coğrafyalarda ki köhnemiş zihinler kadar
kalamışta eğreti yüreklerinizi temize çektiğiniz Orhan'ın meyhanesi kadar eski
lakin dünyanın dört bir yanına eskiliğini haykıracağım kadar da düşman değilsin
ne de olsa çiçeklerin döllenmesini senden öğrendim
kozasında kelebek olmayı bekleyen böcek bilsin yeter
sonra onca yaş tüketmişsin, bunu senin de anlaman gerekiyor
öyle bir çocuğun elinden tutup yetimhaneye götürmekle masum olunmuyor
kızıma her bakışımda içimin tetiği düşüp ateş alıyor devasa meydanlar
aman allahım ya kötü bir şey olursa diye, oradan biliyorum
yani tuttuğum ellerin teriyle taze çiçekler suluyorum
sen bu kadar yeni olamazsın


sen eskimiş olmalısın
kirazın, elmanın armutun hatta top tarhananın tabiatına aykırı yeni olmaktaki ısrarın
kendinden vazgeçmeyi beceremeyenler çağının yenisisin galiba
bildiğin gibi otobüsler trenler senin çağından geçmiyor artık
her mağlubiyetin bedelini bir başka tene yüklediğin için eksik kaldı sevmelerin
bir köpeğin başını okşamakla insan sevmeyi öğrenemezsin
en büyük hatan, huşu ile değil kibirle çizdiğin dostluğun sınırları biliyorsun
sen eskimişsin sesin bile ağır gelir sana artık
hayır kırık bir parçası olmak istemiyorum hayatının
senin eskimiş yarana parmak basmakla belki bütün dünya ayıplayacak beni
sirkeciden tramvay geçmemiş, ihanet etmişsin, kuşlar, bulutlar umurumda değil, 
sen umurumda değilsin
inançla nurlanmış yüzleri yurt edindim ona layık olma çağını yaşıyorum
aşkla...

ahmet arık

3 yorum:

Buzlu Kalem dedi ki...

Yüreğinize sağlık ;)

N.Narda dedi ki...

Güzel demiş şair. ... bayağı güzel. ..

mabelard dedi ki...

İtiraf etmeliyim ki bazı şiirlerini kıskanarak okuyorum :)