Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

7 Mart 2021 Pazar

uzak/yakın

 


"Ne kadar yakınım sana
Ve ne kadar uzak..."

Onat Kutlar



3 Mart 2021 Çarşamba

Derinde Ellerin


bu masalda büyüdüm ben,
çocukla sınanmış bir ömür veren sabırdan
her yeni güne eklenen bekleyişten,
hüznün kırıklarını onaran cesaretten,
her kadının içindeki tarifsiz duygudan kanadım!
 
bu masalda büyüdüm ben,
kederin provasına katılmış günlerden
için için yanarken âh! demeyi unutmuş emekten
kaybetmeyi kanıksamış yılların izinde...
ölüm raydan çıkıp gelirken üzerime,
bana yaşadığımı hatırlatan elinle büyüdüm ben...

Berna Olgaç
Soğuk Mermer, Sayfa: 34, 35

30 Ocak 2021 Cumartesi

İz

 


Sen ki bir keman telince çoksesli,
olgun bir nar denli çoğulsun,
anımsanmalısın.

Bilinmeli:
tutup bir yazsonu uzattığında ellerin,
yorulmuşsan, yorgunluğun bile dipdiri.

Abartmalıyım,
ağızdan ağıza geçmeli:
bir yaprağın çünkü
düşerken terkettiği yer gibi
izi kalmayacak yakında seviştiğimizin.

Roni Margulies, Uzaklıklar, Adam Yayınları, Sayfa: 16


16 Aralık 2020 Çarşamba

Ara Çağrı

 

Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım 
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım
 
Aşktı alıp verilen, altın bir vakitti yaşadığımız 
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki, unutmadım
 
Can oynardı evlerde, yollarda, meydanlarda 
Can alınıp can verilirdi, hiç unutmadım
 
Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi 
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım
 
Ah sevgili! hayat görünürdü kapından bir çırpınış yüreklerimizde 
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde, unutmadım
 
Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk, şekil, koku 
Senin için biçimlenirdi, renklenirdi, kokardı senin için, unutmadım
 
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri 
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah, unutmadım
 
O dirildi, o dirildi diye birden çalkalanan sokaklar 
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı, hiç unutmadım
 
Ey aşk, ey dirilik soluğu, ey evrenin hareket kaynağı, 
Nasıl unuturum, nasıl unuturum, hiç unutmadım! 
 
Erdem Bayazıt


13 Aralık 2020 Pazar

Sesinin Kahır Dolu Atlıları

 
Ağzının orta yerinde
Alaca sürüsü geyiklerin
İnancın bilmiş gerginliği
Düşüşün kabul edilmiş hafifliği
Uçurumun yol çağıran ağu'ltusu var

Ah sevgilim dağ kin susar
Köpürür harlanır hırlanır
Durmadan üstümüze salar
Gecenin keskin dişli köpeklerini

Dağılır sesinin kahır dolu atlıları
Usulca kıvranırken
Kanımda hışırdayan sonbahar
Usulca öperken
Dağılır boynunun suya inen geyikleri

Seninle aramızda sevgilim
Emekleyen çocuklar kadar mesafe var

Mervan Söylemez
Akatalpa, Aralık 2017, Sayı: 215

14 Kasım 2020 Cumartesi

Adrese Teslim Şarkılar...

 

"Bir noktadan sonra insanlar barışamaz, ayrılamaz, dönemezler"

Murathan Mungan, Kadından Kentler, Syf.245

12 Eylül 2020 Cumartesi

ikimizin bildiği baharlar...



Seni, yatağında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı
Duymazsan adımlarımın sesini
Nefesim uyandırsın seni
Ya da
Omuzbaşına indirdiğim bir öpücükle uyandığında
Usulca açtığın gözlerin şaşırmalı gözlerimde
Ve o kısık
Özlem kokan sesinle
Hoş geldin demelisin

Ellerin beş kez uzansın boynumu avuçlamaya
Her defasında, beklemek yılgınlığıyla
Küskün çekilsin geriye
Dudakların da, gelen her güzel sözcüğü tutsak etsin isterse
Yeter ki bak gözlerime
Bak güneş gibi
Bakarsan sana denizimden kucaklayıp getirdiğim mavilerden veririm
Bakarsan avuçlarında yıldız kuşu olur, yanıbaşında sevinçli insanlar
Sonra martı gülüşleri
Bir de her sabah yeniden yaratılan
Bir yaşamın penceresi

Ardından haydi derim, ürkekliğine aldırmadan
Haydi gidelim seninle düşlerime
Boş bir film şeridinden düşeriz, belki
Bir tek ikimizin bildiği baharına
Sen, nazlı bir bebeksin ya
Alıp kucağıma anadenize götürürdüm avutmak için
Ama tam mavilerden geçerken
Yani denizden yani gökyüzünden gözlerinden yani
Yeniden yaratırken yaşamı işte
Sakın susma, ansızın gülümse olur mu?
Alnından bulutlar kalkıp gitsin böylece

Seni, yatağında yakalamalıyım bir sabah erkenden
Yüzün saçlarınla saklı olmalı.
Sen açık unutmuşsun da kapını
Duymamışsın gelişimi
Girip, saçlarında saklı yüzünü bin kez daha çizmeliyim beynime
Alnıma koymalıyım kirpiklerinin öldüren yanını
Ama sen uyandığında herşeyden habersiz
Dudaklarında bir bahar bulmalısın, kulaklarında martı sesleri
Ve avuçlarında,
Yeniden yaratılmış bir yaşamın penceresini

Zübeyir Kındıra


27 Ağustos 2020 Perşembe

ırayan bir cenneti anımsamanın rengi



Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır

Gerçekten bir şey oluyor burada. Gizemli bir şey.
Bir denizaltı kadar görkemli ve garip.
Gri bir günde camlardan yağmuru seyretmek.
Saydam yusufçuklar yavaşça uzaklaşıyor ve beni
sana getiriyorlar topaz tapınaklarda.
Sen bir güneş tanrısı gibi gülümsüyorsun.
Biliyor musun kaç yıl tek başınaydım ben
karmaşanın içinde. Bir türlü tutunamıyordum işte.
Bir tek senin yanında yürümüştüm ben
topaz bir günde ve suya yakın.
Geceleri üstümü örterdin. Sonra konuşmazdın hiç.
Uzun süre konuşmazdık. Gözlerinde kaybolurdum.
Bu suskunluk anlaşılır bir şeydi. Deniz
ve karanlık yerlerden geçen bir nehrin sessizliği gibi...

Biliyor musun bir şey oluyor burada. Garip bir şey.
Bulanık bir suda yokoluş gibi.
Gözlerimde beyaz kelebekler uçuşuyor
ve beni kendime getiriyorlar yavaşça beyaz odalarda...

Unutuşum başka bir sendi. Ben ölüyordum Tropiko.
Unutuşun beyaz romansıyla ölüyordum.
Söyleyecek başka bir şeyim yok artık.
Unutmak istemiyordum oysa.
Güzel kalan yaralarda vardır çünkü...
Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.
Hiç unutmayan kadınlar vardır... limon kokulu...
herşeye rağmen... yağmur kalan kadınlar vardır...

Ben iyiyim şimdi. Sen nasılsın?

Lale Müldür, Anemon, Syf. 93

22 Ağustos 2020 Cumartesi

yok istediğim başka hiçbir şey

aleksandre loşluk

Susku altın tozlu bir cevap sende
Acı vermek mi istiyorsun, gizemi
                 Sürdürmek mi?
Gümüş bir kaptan su içip
                 Seni düşünüyorum
Senin altın tozlu suskunu.

Bırak barak bir Mevlevi
Uzaydan dönerek insin kalbine
Bırak herşey herşey
                 Eriyip gitsin
Ağızdan pastel gibi başını da öne eğsin
Doğulu musun, batılı mısın nesin?
Yoksa bölünmüş bir kişilik misin?
Yok gibisin, benim yok-sevgilim
Yoksa başka bir gezegenden mi
                  Geldin
Benimle uyu, kanatlarımız
                  Birbirine değsin
Yok istediğim başka hiçbir şey
                  Bu esrarengiz loşlukta.

Lale Müldür, kitap-lık, sayı: 89, 2005


12 Ağustos 2020 Çarşamba

kendiliğinden aydınlanmalar




"Bizi kovalayan ne çok şey var
Bir tütsü yakıyoruz dağılsın diye uğursuz anılar
Karşılıklı duran aynalarız sanki...
Aramıza giren her şey sonsuza gidiyor"

Lale Müldür, Anemon, syf.57