Herkes başkasının gök'yüzünde ararken yitik zaman şehrini, kendini, inceliğin kırılgan varlığını inkâr etmeyi alışkanlık hâline getirmiş bir yaranın sırrında çarmıha geriliyoruz.
Kuşku, gıcırdayan bir kapı gibi zihnimin çeperini tırmalıyor. Olabilirin, mümkün olabilirin ötesinde, kaburgama ve iliklerime kadar sıkıştırılmış bir dünyaya el yordamıyla kurulmuş akreple yelkovan gibi hergün aynı kaosu emerek ışığın büyüsünü tüketiyorum.
Kuşku, gıcırdayan bir kapı gibi zihnimin çeperini tırmalıyor. Olabilirin, mümkün olabilirin ötesinde, kaburgama ve iliklerime kadar sıkıştırılmış bir dünyaya el yordamıyla kurulmuş akreple yelkovan gibi hergün aynı kaosu emerek ışığın büyüsünü tüketiyorum.
Yazık!
Kabuk olamıyorum, derdimi sevdiremiyorum hiçbir yaraya.
Kabuk olamıyorum, derdimi sevdiremiyorum hiçbir yaraya.
Yazık, hem sana, hem bana yazık!
fy
