Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat
Murathan Mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murathan Mungan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2019 Çarşamba

8 Haziran 2016 Çarşamba

Teşhisde Hata Yoktur


"Erkekler tabii," dedi Doktor gülümseyerek. "Kadınların yüzde doksan dokuzunun derdi, erkeklerdir. Mavisakallı olsun ya da olmasın erkekler."

"Ne tür erkekler?"

"Erkeklerin birçok türü mü vardır sanıyorsunuz?" dedi gülerek. "Adı üstünde erkek. Bir tutam sakalın çok şey değiştireceğini düşünmeyin. Kadınlar babalarından başlayarak hayat içinde hep erkekler üzerinden yol alırlar. Ağabeyleri, kardeşleri, sevgilileri, kocaları, oğulları. Hayatın kendisi onlar için erkektir. Erkeklerin bütün hayatı kadınlar değildir oysa. Kendi başarıları, hedefleri, kariyerleri, merakları, alışkanlıklarıdır onların hayatlarının temel malzemesi. Kadınlar ise bütün bir hayatı erkek üzerinden tarif ederler. Böyle olunca da günün birinde buraya gelip şu koltuklarından birine oturmaları kaçınılmaz oluyor."

Murathan Mungan, Syf.153-154

20 Nisan 2016 Çarşamba

'kendi gerçeğine uzak olanlar'


"İnsanların çoğu, kişisel başarısızlıkları, yetersizlikleri konusunda ya da başkasına verdiği zararlar hakkında kendileriyle yüzleşmekten alabildiğine çekinirler. İnsan doğasının hileli yanlarından biri olan bu durum, yalnızca sıradan ve eğitimsiz insanlara özgü bir hamlık değildir. Sorunun kendisiyle yüzleşmediyseniz eğer, yalnızca bahanelerinizi ya da gerekçelerinizi "entelektüalize" etmekte, "akla uydurmakta" ustalaşırsınız; sorunun kor çekirdeği değişmez. Bu durum ne yazık ki, kendi "karat"ını tartmada; yeteneklerinin sınırları, yapıtlarının niteliği, entelektüel kalitesi ve sanatsal düzeyiyle yüzleşmede ağır sorunlar yaşayan insanlarla dolu kültür dünyamızda da pek farklı değildir ve karşılık bulur. Kendi başarısızlıklarının gerçek nedenlerini anlamak, onlarla yüzleşmek yerine, başkalarının başarısının arkasında kirli ve karanlık hikâyeler aramak, bu tutumun en yaygın biçimde rastlanan örneğidir. Onlara göre, kızdıkları kişi, kadınsa, kesin "veriyordur", "Yahudi" ya da "gey"se, arkasında "lobi"si vardır. Bu gibi ucuz gerekçelendirmelerle kendi maceralarında aldıkları güdük "yaralar" sarılmaya bakılır. Bu kişiler için, pahası ne olursa olsun, kendilerini doğrulamak, gerçek nedenlerini kavramaktan çok daha önemlidir. İçlerinin mekanizması böyle işleyen kişilerin, "sosyalist" , "Müslüman" , "sağcı" , "solcu" olmasının hiçbir önemi yoktur. Kendi gerçeğine uzak olanlar, her yere uzaktırlar ve hem ait oldukları, hem karşı oldukları çevrelere aynı oranda zarar verirler."

Murathan Mungan, syf.222-223

9 Ocak 2015 Cuma

Küpe


üstüme yağmurlar giydiğim mevsim
geri durdum hep, görünmedim

bazı rüyalar iki kişiliktir
gözle görülmezler
bilirdim

küpesini düşürdüm gecenin
soğuğu kaldı içimde
sessizce geçip gittim

Murathan Mungan/Üç Nokta Dergisi, Bahar 2007, Sayı:8

26 Haziran 2014 Perşembe

Yüksek Topuklar


Murathan Mungan'ın 2002 yılında yayımladığı "Yüksek Topuklar," beş yaşındaki Tuğde ve Tuğde'yi beş günlüğüne evinde misafir eden otuzlu yaşlarını geçmiş, bekâr, feminizm, sosyalizm, yoga, taocu felsefe, vs. gibi çeşitli eğilimlerden sonra nihilizmde karar kılmış Grafiker Nermin'in yaşamlarına odaklanıyor.

Tuğde'nin anne ve babası, sallantılı evliliklerini kurtarmak için başbaşa kalacakları beş günlük  bir tatile çıkarlar. Tuğde'yi bırakacak uygun kimse bulamayan aile, yakın arkadaşları Nermin'den yardım isterler. Nermin, sıkıştığı zamanlarda borç para aldığı arkadaşlarını kıramaz ve Tuğde'yi kendi evine getirir.

Tuğde, tam bir zamane çocuğudur. Giyiminden, konuşmasına, yürüyüşünden, mimiklerine kadar her hareketiyle çocuktan ziyade, çok bilmiş, yetişkin bir kadın gibi davranmaktadır. Nermin, varlıklı bir ailenin kızı olarak doğmuştur. Genç kızlığında Cihangir'de arkadaşlarıyla ev kiralayıp kendi ayakları üzerinde durmak isteyen, sol fraksiyonların faaliyetlerine katılan, zamanla sol'dan hem düşünsel hem de eylemsel olarak uzaklaşan, nihilizmi benimsemiş, tek başına yaşayan, kendi bireysel yaşam dilini deneyimleriyle oluşturmuş Nermin, Tuğde ile vakit geçirirken, geçmişini de açıklamaya başlar.

Beş günlük süren birliktelikte Nermin ve Tuğde her gün farklı bir mekâna giderler. Nermin bu mekânlarda karşılaştığı okul, iş vs. ortamından tanıştığı kız ve erkek arkadaşlarıyla hem sohbet eder hem de arkadaşlık ilişkilerini, monologlar hâlinde roman boyunca anlatır. Eşcinseller, eğitimli orta sınıf burjuva kadınlar, birbirlerinin sevgilileriyle evlenen eğitimli kız arkadaşlar, Nermin'in ailesi, bir süre birlikte olup ayrıldığı erkek arkadaşlarının anlatıldığı monologlar okurları kadınların kristal aynalarla bezenmiş iç dünyasının labirentlerine, girilmesi güç, en dip köşelerindeki sırlarına götürür.

Murathan Mungan'ın birinci tekil kadın ağzından roman yazması, olay örgüsünü Nermin karakteri üzerinden anlattırması yazarın kadınların iç dünyasını çok iyi bildiğini kanıtlıyor. Ezilen, horlanan, erkek hegemonyasında ayakta kalma mücadelesi veren zeki, saf yürekli, sinsi, kurnaz kadınlar, İstanbul'un birbirinden güzel mekânlarını betimleyen cümleler, kitabı çekici ve alımlı bir kadına çevirmiş. 

Kitabın 428. sayfasında "Meşeler Tepesi" başlığında anlatılmaya başlanan yazar Sinan karakteri, Sinan'ın hayat felsefesi, eşcinsel kimliğiyle barışık yaşaması, Murathan Mungan'ı çağrıştırıyor olsa da, "Yüksek Topuklar" takma bir kadın yazar adıyla yayımlanmış olsaydı, bu romanın bir erkek tarafından yazıldığının ayrımına varmak mümkün olmazdı diye düşünüyorum.

Şiir kitaplarını okuduğum Murathan Mungan'ın 2012 yılında yayımladığı ilk romanı "Yüksek Topuklar"ı 2104'de okumak için çok mu geciktim karar vermekte zorlanıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kitabı 5-6 yıl önce semt pazarında okunmuş kitaplar satan seyyar satıcıdan almıştım. Ancak okumaya bir türlü fırsat bulamamıştım. İtiraf edeyim, kadın sorunlarının en ince  detaylarıyla anlatıldığı monologlardan zaman zaman bunalsam da (hatta kitabın bir yerinde yazarın kendisi de bunu Nermin'in ağzından itiraf ediyor) Yüksek Topuklar'ı okumaktan keyif aldım.

Altını çizdiğim çok satır var. Kitap okurken beğendiğim, etkilendiğim satırların altını çizmeyi seviyorum. Okur ruhunun okuduğu kitaba bıraktığı iz'dir, altı çizilen her cümle. Birkaç cümle paylaşayım burada.

"Erkekleri anlamaya gelince: Erkekler anlaşılmaktan değil, anlaşılmamaktan hoşlanırlar. Onların gözünde anlaşılır olmak, ele geçirilmiş olmaktır. Bugüne kadarhiçbir kadının onları anlamamış olması, kendi haklarında kurdukları o derinlik felsefesine, o yalnızlık mitolojisine, o yarı gölgede kalmış loş erkek profiline pek uygundur ve öyle kalmasını isterler. (...) Erkekler tavlar, kadınlar ele geçirir. Sahip olunmuş bir kadın, kaderi gereği teslimiyet gününün gelmiş olduğunu kabullenir yalnızca. Ama erkek ele geçirildiğinde, bütün kaleleri düşmüş hisseder. Esir düşmüş bir komutan gibi yaşar ilişkisini." (syf.374)

"Bazı mesafeler asla kapanmaz, en yakınınızdakiyle bile..." (syf.399)

"Başı dolu kadınlar erkeğin omzuna ağır gelir, bilirim." (syf.473)

Şu cümleye çok takıldım:

"Kadınlar erkeklerden daha çabuk, daha derin küserler." (syf.283)

Yok öyle değil diyebilecek kimse var mı?

fy



22 Haziran 2014 Pazar

Beklenti


"Beklentisi yüksek kadınların yalnızlığı daha koyu olur. Büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor; geçip gittiğiyle kalıyor zaman, aşk, her şey."

Murathan Mungan/Yüksek Topuklar, syf. 424

20 Haziran 2014 Cuma

Yüksek Topuklar



"Çocukluğum benim karanlığımdı. Bilinmez korkularımdı. Büyüyünce hallederim, diyerek hayatımın rafına kaldırdığım ve bir daha indirmeyi göze alamadığım saklı yükümdü. Oysa, çocukluğumun gözlerinin, nice anıyı benden bile sakladığını yıllar sonra anladım. Hiç hatırlamadan hiç unutmamışım meğer. Utanmanın unutmak sanıldığı yıllarda insan kendi hatıralarıyla saklambaç oynayabiliyor.


Belleğin ne zaman başladığını kim bilebilir ki?
Hem büyümek dediğimiz şey, ne kadar bilinebilir?

Murathan Mungan/Yüksek Topuklar, syf.376

9 Mayıs 2014 Cuma

Gök, sema


gök değil sema olur
cismin döküldükçe
tabiatın sırlarıyla
susana, konuşana

gözüme cisim olur başkalarına görünmeyenler
sihr-i helal dokundukça dile, tene, nara

ağacın sabrını bildim
konuştuğumdu, sustuğumla
tabiat ne kadar geçit verdiyse bana

Murathan Mungan
7,9 Mart 2012


1 Mayıs 2014 Perşembe

Önce



Çıktığım dağlar küllenirdi içimde
sessiz serin sulara inerdim
ceylanlardan önce

Sular yıkayabilirdi beni o zamanlar
güneş alırdı içimin avlusunu

uyurken sızlıyor içimdeki can:
kanlısıydım öldürdüm
çoğaldı düşlerim
uyuduğum uyku artık ikimizin yerine
sanki o sağ ben ölüyüm
her gece her gece her gece

Murathan Mungan/Omayra, Metis Yayıncılık 2009