Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

20 Haziran 2019 Perşembe

son gönül hikâyesi...


"bazı sevdalar vardır; 
onlar mukaddes bir şehrin rumi tarihinde gizlidir, 
eskimezler...

yüzün balat sokağı kadar güzel,
mî'marîsi hiç değişmeyen" 

fy



15 Haziran 2019 Cumartesi

sondeyişe ramak kala...



GÜZEL

Güzel,
             gövden sürgünlüğümdür benim
(O kırçıl ot, sevgili keten)
Orda gök, güneşler, tarih
Tütünü saçlarının ve boynunun
Orda ağzının soluk atlası
             Bütün coğrafya

Ben ki bir batığım, bitik, hurda
Boynu bükük zeytini yüzyılımızın
Anısı bir ormanın,
                            süt dişlerinde.

Sunu

Nerde olursan ol, orayı anlatır bana
Güzel,
             gövdenin durgun, derin ırmağı.

İlhan Berk, Toplu Şiirler, sayfa: 953


2 Haziran 2019 Pazar

gülleri ve aşkları anımsamanın rengi...




"Ben ki yatağından tedirgin bir suyum
Belli ki aşka ve ölüme çalışıyorum."


AŞKLAR AŞKLAR İÇİNDE, XI

İYİ GÜL

1

Gözlerini düşündüm
Gözlerini gözlerini gözlerini


2

Gördüm oradaydı hep iyi gül
(Aşkın eğdiği)


3
Ordaydı sonra orada
Gördüm gök bahtiyar


4
Böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde
Kuruttum böyle bir uzak rüzgârda kendimi


İlhan Berk, Toplu Şiirler, Syf.923

30 Mayıs 2019 Perşembe

Paris düşlerini anımsamanın rengi...


ÖZLEYİŞ


Gülüşümü ıslattım —kar yağdı bütün gün—
Daha yağsın
Kar yağsın bütün otellerin üstüne
Üstüne üstüne bütün otellerin
Kar yağsın
Lacivert gözlerine Seniha'nın

Hiç bitmesin, yağsın
Karla dolsun göğsünün katedrali
Avluya düşen org uyansın

Özlemim sanadır, varsın
Kar yağsın, daha yağsın
Seni andırıncaya kadar.

Edip Cansever


25 Mayıs 2019 Cumartesi

bir hikâyenin başlangıcı ve sonu yoktur...


BİTMEYEN

Ve ağzım ağzını öptü ise
Çünkü için sözle doludur

Elim eline değdi ise
Çünkü elin yaratılmış işler doğurur
Gözlerine baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir denizi sezme derinliğindedir
Ve saçlarına
Ve boynuna
Ve omuzlarına
Baktım ise
Ki bakmışımdır
Onlar bir kuşun uçuşunu
Sezme derinliğindedir

Ey sözlerim benim
Onlar ki bana her zaman
Bir diriliş verenedir

Meselem bitmeyendedir.

Edip Cansever

22 Mayıs 2019 Çarşamba

çocuklara kıymayın efendiler*


İhsan Baran Geldi dokuz yaşında bir çocuktu. İstanbul'da Eyüpsultan İslambey Mahallesinde yaşıyordu. Dün oyun oynadığı inşaat alanında düştüğü çukurdan uzun uğraşlardan sonra yaralı kurtarıldı ama talihsiz çocuk kaldırıldığı hastanede yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. 

Bir zamanlar şöyle bir söz duymuştum. "Türkiye'de insanlar tesadüfen yaşar, Avrupa'da insanlar tesadüfen ölür."  

Üzülmemek, kahrolmamak, gözlerin buğulanmasını, sesin çatallanmasını engelleyebilmek elde değil. Bugün Baran, yarın kimbilir hangi çocuk ya da geçmiş zamanlardan birinde şurada "zamanın suç ortağı" başlığını verdiğim, böylesi bir kayıptan esinlenip kurgulayarak yazmaya çalıştığım ayakkabı boyacısı küçük Murat.  https://mabelard.blogspot.com/2016/10/zamann-suc-ortag.html

Klişeleri sevmem ancak Baran'ın vefat haberine üzülmekten aklıma ilk geleni yazmaktan başka çarem yok. Günlük köşe yazılarını "Ne zaman adam oluruz" sorusuyla bitirirdi gazeteci Fatih Altaylı.

Çok yazmaya da, konuşmaya da mecalim yok. Ben de Altaylı'nın yazdığı gibi bitireyim.

Ne zaman adam oluruz?

fy

*bulutlar adam öldürmesin/Nâzım Hikmet



10 Mayıs 2019 Cuma

bana yağmur bulutu gerek sana çöl sıcağı



HORHOR VACUI

Denizin çarşafı yetişmedi kıyıya

Çocuklar yarım bıraktılar oyunlarını

Aralık kalmış bir kapıyım
Uçan bir ağaç
Sözsüz bir düşünceyim
Sofradaki eksik iskemle

Topla, topla bütün camlarımı!

Beni gövdenle yıka

Erdal Alova
Toplu Şiirler, Sayfa:200



3 Mayıs 2019 Cuma

Adrese Teslim Şifreler


"Görür mü, dersin, aynı düşü aynı gece
Birbirini hiç görmeyenler" 

"Kaç öpüş bir sonsuzluk eder?"

YANILGI

Yetişmez gülüşlerin sarılışı
ne de anlayışın
adımlardan bir çizgi olduğu yaşamın
yetişmez anlatmaya sesinin kırılışını
gözlerinin parçalanışını
alışmadıkları bir soğuktan.
Gün bir ağartıyla karşılaşır pencerenden
seyreder gövdeni alaycı serinliğiyle
der: 'Her şey yeniden başlayacak, yeniden
sen dokunuşlarını getir doğmamış aşkların
ben yayayım çıplaklığımda Geçmiş Zaman'ı.'
Ve gürültüsü sarar çevreni seslerin, gölgelerin
alırlar seni uzayan bir yorgunluğa
bırakırlar büyüyen ayçasına gecelerin.

Sanırsın kimse görmedi ayla başbaşa kalırken
bilmediler ince bir camdan yapıldığını gülüşlerin
çünkü kimseler geçemedi dişlerinden öteye
dediler: 'Bu gökyüzü bize yeter!'
Ama ben, kargınmış çocuğu düşlerin, sanrıların
geometri bozguncusu, büyücüsü kokuların
dinlerim taşların altında yatan yüreğimle
gövdenin kıvrımlarını, titreşen sokakları
giyerim lacivert geceden gömleğimi
derim: 'Ey Kent, gel dans edelim seninle!'
Paylaşırım seni akışan bir çığıltıda
sanırsın kimse görmedi gözyaşın bıçaklanırken
paylaşırım, en güzel sesleri vermek için sana.

Erdal ALOVA
Toplu Şiirler, Syf,245,246

16 Nisan 2019 Salı

Pigmalion


Kırık bir camla yontmuş seni gökyüzü
Tuzdan bir bıçakla deniz

Yaşardın saydam yurdunda sesinin
Adımların, aynaların, uykunun
Tanımadan üstünde
Yabancı bir sesin açtığı yıldızları
Bekleyişin geceye çarpan kapısını
Yırtık pulunu ayrılığın.
Yaşardın boyalar, şarkılar içinde
Rengini yalnız senin bulduğun
Sözlerini, ezgisini yalnız senin
Söyleyip, hemen unuttuğun.
Tül perdeler, kilitler, ilaç kokuları
Doldurulmuş hayvanlar arasında
Ağaran saçlarınla kararırken gümüşler

               *

Sen bir düşten yonttun beni
Bir oğulcuk gibi karında
Devinimden başka bir şey olmayan.
Rengimi verdin bana, yüzümü
İnsan sesine çıkardın
Yeni adlarla çağırdın her gün
Konuştun durmadan, olmayan benle
Yatağına aldın seviştin.

               *

Başka bir seste buldun beni
Başka bir yüzde, bilmeden
Bense tanıyordum seni
En az yüzyıllardır biliyordum ellerini
Kırık bir camla yontan gözlerini.
Başlıyordu dilsiz yaşam işine
Şiir tuz gibi büyürken karnımda
Yeniden yontmak için seni

Erdal Alova
ALOVA Toplu Şiirler (2008-1973)
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Sayfa 125, 126