Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

14 Mayıs 2017 Pazar

Aşkubbe


-sen; gece kırıklarını benim göğsümde iyileştirecek,
avuçlarımda nûrdan birikmiş ayna ve denizler bulacaksın-

gökyüzünün kiraz dallarına tırmandığımız vakitler
hayata yeni bir kelebek soyu armağan ediyoruz

şükür, ihsan ve ikram
bu duyuşla varolmaktan nasıl da zevk alıyor insan

sonra yoğun bir sis bulutu içinde
özgürleşmeye kanat çırptığımız ân geliyor aklıma
ve bir de kumral başında yükseldiğimiz atlas liman
gülümsüyorum

sonra doruktayız, divâneyiz
kanımızda atlar cennetin keşfindeyiz  
eriyen zaman yıkılan ses duvarları
ipekten

düşüyoruz
göğün yıldızları pul pul
                              dökülüyor aşkubbeden

sonra çiçek tozları serpiliyor 
nâr sütüyle yıkanıyor tenimiz
âh! telvende yaşam Monet’nin Bahçesi gibi
tarifsiz

ân, bütüncül
ân, şeb-i rûz
ayna ve deniz
aşk
s o n s u z l u k
                       s o n s u z l u k… 

fy
Eliz Edebiyat Dergisi, Nisan 2017, Sayı: 100

9 Mayıs 2017 Salı

Periplanisi...


"beni düş ekspresindeki yolculuklar iyileştiriyor, 
seni avuçlarımızda pembeleşen zamanlar..."

fy

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Karmâşık


bozkırda doğdum bozkırda öleceğim anlaşılan
benden sonra cesedim musalla taşına mı konulur
yoksa denize mi savrulur artık orasını bilemem
fakat sana yakın olmanın bedeli
cennetle cehennemi takas etmekten geçiyor ki,
bu takas benim için bir lütuf ya da lânet olabilir
çünkü gülümsemen sonsuz yaşamın belirtisi
çünkü ölüm ışığın dengini bulması gibi bir şey
ve kulağına küpe olsun diye söylüyorum, unutma yaz
dünya ikiyüzlü bir sevgilidir
dünya, iki cinsiyet arasında upuzun bir yanılsama

evet, tahmin ettiğin yerden
almakla vermek ikilemine inşa edilmiş
yalnızlık kulesinden sesleniyorum
dokularımda trajik suç delili gibi duran eskil rüyadan
ağrıdan, yangıdan sesleniyor
ve bütün bunları aramızda bir milim boşluk
anlamsız tek bir nokta kalmasın diye söylüyorum
âh!
çürüyen kalbin dermanı acilen deniz naklidir, bilirsin
ama sonum belli
bozkırda doğdum bozkırda öleceğim anlaşılan

fy
mühür 2017, sayı: 69