Şiir, Edebiyat, Kültür, Sanat

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Sessizliğin Hükümranlığı

Sessizliğin hükümranlığını seviyor, gürültüye katlanıyoruz.

Cumartesi ve Pazar günleri saat 07.00 ile 09.00 arası uyumayı seviyorum. Hafta içi hergün, üstelik sabahın körü denilebilecek bir saatte yollara düştükten sonra hafta sonu azıcık tembellik etmiş, uyumuşum çok mu? Değil, elbette çok değil ama evdeki hesaplar her zaman çarşıya uymuyor işte. Bizim hesaplarda uymadı.

Geçen Cumartesi hilti sesleriyle uyandım. Bildiğiniz şu inşaatlarda, yol çalışmalarında falan kullanılan hilti makinası var ya, onlardan. 

Önce bizim muhitte yol bakım çalışması yapılıyor zannettim. Kalkıp camdan dışarı baktım. Yok. Hilti, ikâmet ettiğim binanın içinde bir yerlerde çalışıyordu ve çıkardığı gürültü evin duvarlarını, kolonu, kirişi yıkacak gibi zangır zangır da titretiyordu. Salona geçtim. Olmadı. Balkona çıktım, mutfağa girdim, arkada kalan odalara attım kendimi, yine olmadı. Evin içinde gürültüden durulmuyordu.

Bir süre koridorda volta atıp durdum boş boş. Gürültünün desibeli artınca merdivenlere çıkıp tek tek katları dolaşmaya başladım. On katlı sitenin altıncı katından, yani benim üç kat üstümdeki daireden geliyordu sesler. Zili çaldım. Açılmadı. Üst üste ısrarla çaldım bu defa. Kapıyı da vurdum biraz kabaca. Hilti sesi durdu. Yaşlı denilebilecek ve daha evvel hiç görmediğim bir adamcağız kapıyı açtı. Selam verdim. Kolay gelsin dedikten sonra kendimi tanıtıp onun beni içeri buyur etmesini beklemeden her tarafı harabeye dönmüş evin içine daldım. Adamcağız peşimden geldi. "Osman yok mu?" diye sordum odaları dolaşırken. "Yok" dedi. "Ben hısımıyım, bir şey mi oldu?"

"Olan oldu amca, daha ne olacak" dedim. "Sitede gürültüden durulmuyor."

"Kusura bakma hemşehrim. Bizim hısım, Osman, kızı benim gelinim olur. Osman, geçen ay büyük oğlunu evlendirdi. Kiracıyı çıkardı. Buraya oğlunu oturtacak. Bu vesile evin içini baştan ayağa yeniden elden geçirtmeye karar verdi. Mutfak dolapları değişecek. Islak zemin seramikleri, fayansları yenilecek, alttan ısıtma sistemi iptal edilip, petekler için zemine yeni kalorifer tesisatı döşenecek, kapı doğramaları sökülüp bütün kapılar su geçirmez ahşaba çevrilecek. WC'nin giriş duvarı yıkılıp oraya kapı sola açılacak şekilde yeniden duvar örülecek. Bütün duvarlar saten alçıyla kaplanacak, yerlere laminant parke döşenecek."

"Ooooo. Desene işimiz zor."

"Yok, işi ben yapacağım, sana niye zor olsun." 

Sinirden güldüm. Adamcağıza hafta içi hergün erkenden kalkıp işe gittiğimi, hafta sonu birazcık uyumak istediğimi ama gürültü yüzünden uyuyamadığım gibi evin içinde de durulamadığını tek tek anlattım. Komşu haklarından örnekler verdim üstüne basa basa. "Tamam, anladık. Evde tadilat yapılıyor. Buna sözüm yok. Fakat senden tek bir isteğim var. Yarından itibaren Cumartesi-Pazar günleri saat 09.00'dan önce işe başlamak yok. Anlaştık mı?"

"Olmaz. Öyle iş gecikir" diyecek oldu. Sözünü kestim. "Ya dediğimi yaparsın ya da "Kat Malikleri Kanununu" işletir, gereğini yaparız. Seç birini" dedim. Cevap vermesini beklemeden aşağıya indim.

Pazar günü 09.00'a kadar ortalık süt limandı. Uyarım etkisini göstermişti ama 09.00'dan sonra başlayan hilti gürültüsü binayı işgâl ordularının top tüfek sesleri gibi kuşatmış, alttan üste her tarafı sarıp sarmalamıştı. Bu defa hazırlıklıydık. Arabaya bindiğimiz gibi köyün yolunu tuttuk.

Köy dingin. Ovalar, bağlar, bahçeler, ay gibi bâkir. İnsansız. Sessiz. Kaplumbağalar, kirpiler, kuşlar, karıncalar ve diğer börtü böcek hepsi doğanın dengesini bozmadan kendi hâlinde güzel güzel barış içinde yaşayıp gidiyordu. 

Bizse kısır bir döngünün içinde (buna yaşamak denirse) güyâ yaşıyorduk.

Hani "Ne gelir elimizden insan olmaktan başka" diyor ya şair.

Böyle işte.

Elimizden başka bir şey gelmiyor.

Sessizliğin hükümranlığını seviyor, gürültüye katlanıyoruz. 

fy

4 yorum:

maviye iz süren dedi ki...

her şeyi anlamak için de en küçük sessizliğe muhtacızdır..

mabelard dedi ki...

"Sessizlik ağırdır" çünkü.

kahve telvesi dedi ki...

Sessizliğin çekilmediği anlar vardır. Gürültünün her türlüsüne bedel...

mabelard dedi ki...

Sessizlik...

"Esrarengiz kadınlar böyle böyle perileşir, gizemli adamlar böyle prensleşir."